Armada Otel:
İstanbul’da İstanbul Yaşam Tarzını Arayanlar İçin!

“İstanbul, doğru korunsaydı, günümüze ne kalırdı?”

İşte tarihi yarımadanın kalbinde, Bizans ve Osmanlı mimarisinin iki dev anıtı; Ayasofya ve Sultanahmet Camii’nin muhteşem manzarasına sahip Armada Otel, kurulduğu 1994 yılından bu yana kendisine hep bu soruyu sormaktadır. Armada, “İstanbul’u İstanbul yapan” yaşam tarzını canlandırıp günümüze uyarlayarak, İstanbul yaşam kültürünü arayanları mutlu etmektedir.

Armada'lılar

Armada’yı benzerlerinden ayırt eden en önemli özelliklerinden biri, ne eşi bulunmaz manzarasıyla Teras’ı, ne dekoru, ne de lezzetli İstanbul mutfağı olup, bunların tümü ve Armada insanlarıdır. Büyük çoğunluğu kuruluşundan bu yana Armada’da çalışan bu insanlar, konuklara hiç hissettirmeden onları gözetir, kollar ve mutlu anılarla ayrılıp tekrar gelmelerini isterler...

Armada'da Neler Var?

Geçtiğimiz yıllarda binanın altyapısını çağdaş teknolojilerle donatırken, iç dekorunu da tazeleyen Armada Otel’den siz nasıl yararlanabilirsiniz? İstanbul’da İstanbul’u arayanların yaptığı gibi! Yemeğe gelerek, toplantılarınızı Armada’da düzenleyerek, konaklamalarınız için Armada’yı tercih ederek...

Yakın Çevredeki Lokantalar:Giritli İstanbul”, “Balıkçı Sabahattin”, “Karışmasen

Geleneksel Etkinlikler: Her Pazartesi Milonga - Tango Türk akşamı, Sahil yolunda Marmara Denizi boyunca yürüyüş ve koşu yaparak sağlıklı spor yapma imkânı, İstanbul İftarları, (dönemsel) Caz Akşamları, Fasıl Kulubü, 29 Ekim’lerde karada veya denizde Cumhuriyet kutlamaları…

Armada, bir taraftan da öncülük ettiği sivil toplum çalışmalarıyla “Ahırkapı’da Hıdrellez Şenlikleri”, “Eminönü Yürüyüş Yolları” gibi projelerle İstanbul’un kültürel açıdan tanıtımına katkıda bulunurken içinde bulunduğu köklü semt Ahırkapı’ya da eski itibarını kazandırıyor. Keza “Yeşil Oteller” uygulamasıyla doğal çevreyi koruma da gündeminde...

Armada, İstanbul yaşam kültürünü; Sahiplenir, Korur ve Yaşatır!

Armada, Tarihi deniz surları ile çevrili eski İstanbul yarımadasının kalbinde, Sultanahmet semtinde, vaktiyle Kaptan-ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa'nın 16. yüzyılda leventleri için yaptırdığı ve daha sonra yanan binanın arsasına yapılan sıra evlerin yerinde inşa edildi. Bunun için bu evlerin yer aldığı eski fotoğraflardan yola çıkıldı ve o yapıların cephe mimarisine sadık kalınarak Armada tasarımlandı. Bugünün konforu ve geçmişin atmosferi dış ve iç dekorda yorumlanarak birleştirildi.

Armada Otel, Ahırkapı Caddesi, 24 numarada 108 oda ve 220 yatak (2009’da yapılan yenilemeden sonra oda sayısı 40 adedi standard, 60 adedi superior ve 8 adet De-luxe olmak üzere 108 ve yatak sayısı 216 olmuştur), Ahırkapı Lokantası (şimdiki “Armada Salon”) ve Teras'ı, Barbaros ve Preveze toplantı salonları, Radio Bar'ı ile 1994 yılının Temmuz ayının 4. günü hizmete girdi. Turizmciler, yakın çevre ve basının katıldığı açılış gecesinde Kutsi Erguner ve arkadaşları Teras'ta bir konser verdi.

Kasım Zoto’nun öncülüğünde yola çıkılan “Armada”nın ilk projeleri Mimar Haydar Karabey ve Murat Sümen tarafından yapıldı. Bürokrasisi 6 yıl süren bekleyişten sonra inşaat Mehmet Ata Tansuğ tarafından yönetildi, iç mimari tasarım Gürel Yontan tarafından yapıldı. 16 ayda ortaya çıkarılan Armada’nın varlığı ile Ahırkapı'da birden bire farklı bir atmosfer yaratıldı. Kesintisiz iletişim ile kamuoyunda da hızla olumlu bir kimlik kazanan Armada, daha sonra yakın çevresini de etkiledi ve semtte birçok yapı onarılarak yeniden yaşama geçirildi. Balıkçı Sabahattin, Ahırkapı Börekçisi, Alafranga Lokanta (bu mekânlar günümüzde “Giritli Restoran” olarak hizmet vermektedir), hatta Darphane'deki Panayır Kahvesi gibi yeni ve farklı özellikler taşıyan mekânlarla Armada Otel adeta eski Türk şehircilik anlayışında önemli yeri olan "külliye"nin bir sivil örneğini oluşturdu...

1995'ten 1999'a kadar geçen süre içinde otel içinde Armada Sera (bugünkü “Kapalı Teras”), Reis ve Levent Toplantı salonları işletme gereksinimleri sonucu yapılan düzenlemelerle mevcuda eklendi. 2009’da gerek bina, gerek donanım ve altyapı ve iç dekorasyon yenilendi.

Armada Kurum Kültürü

  • Tarihi İstanbul'un güzellikleri, yaşam kültürü doğru korunabilmiş olsaydı, bugünkü İstanbul’da bizlere neler kalmış olurdu?
  • Bunların hangilerini, bizler, Armadalılar, bugün burada yeniden canlandırabiliriz?
  • Eskiyi körü körüne taklit etmeden, bunları nasıl en iyi biçimde çağdaş yaşamın konforu ile birleştirebiliriz?
  • Bunları yarınlara nasıl aktarırız?

İşte, 20. yüzyılın ikinci yarısında, İstanbul'un gerek mimari, gerek yaşama kültürü açısından hemen hemen tüm özelliklerini kaybetmeye yüz tuttuğu bir sırada bu sorulara aranan ve bulunan cevapların birer birer hayata geçirilmesi, ortaya bir "Armada Kavramı"nın çıkması sonucunu doğurdu... Bunu en iyi ifade eden Cem Boyner olmuştur. Boyner, 1995 yılında, İstanbul üzerine verdiği bir röportajda, Armada Otel hakkında, "Daha hiç görmedim ama Armada, bana geleneksizliğe karşı onurlu bir isyan olarak geliyor, o bir otelden daha fazla bir şey, o bir kavram" demiştir.

Gerçekten de bir vakitler "dünyanın merkezi" iken, 60'lı yılların “hippi”lerinin yaşamında önemli bir durak olarak hafızalarda yer alan Sultanahmet semtinin ve genel olarak İstanbul’un eski itibarını dünya tarih ve turizmine tekrar kazandırmak, Armada kurum kültürü kapsamındaki konuların en önemlilerinden biridir.