| Armada Usulü
İstanbul Gezileri
2. Gün, "Bizans'ın Keşfi"
Zaten tarihi yarımadanın tam kalbindesiniz. Otelden çıkıp, yürüyerek
Sultanahmet'e gidin. 7-8 dakika sonra tarihi III. Sultanahmet Çeşmesinin
önündesiniz... Sağınızda Topkapı Sarayı ana girişi, karşınızda Bizans
imparatoru Jüstinyen'in yaptırdığı Aya Sofya var. Girip, bu muhteşem yapının
içinde Bizans'ı soluyun... Ayasofya'daki mozaiklerin çoğu ikonoklastik
dönemden sonra yapılanlardır. Batı kanadındaki eski girişten, imparator
ve ailesi için yapılan büyük ve güzel kapıdan girildiğinde karşılaşılan
mozaikte; iki imparator, Konstantinos ve Justinianos'un, kucağında İsa'yı
tutan Meryem'e, İstanbul surlarını ve Ayasofya'yı armağan ettikleri resmedilmiştir.
Ayasofya'dan
çıktınız... Tam karşınızda IV. yüzyılda yapıldığı kabul edilen "Cistern
Basilica" ya da "Yerebatan Sarnıcı" var. Bizans'ın en önemli özelliklerinden
biri, kuruluğu günden beri sürekli istilalara maruz kalmasıdır. Bu nedenle,
şehir surlarla çevrilmiş, bu nedenle şehrin su ihtiyacı sarnıçlarla karşılanmaya
çalışılmıştır.
İşte
Basilica, Bizans İmparatorları'nın bu sorunu çözmek için yaptırdığı sarnıçların
en büyüğüdür. 80.000 metreküp su alabilen ve sarnıç, 6. yüzyılda Justinianos
tarafından öncelikle saray ihtiyaçlarını karşılamak üzere yapılmıştır.
336 sütundan bazılarında oyma süslemeler vardır.
"Ters medusa"yı da kaçırmayın.
Sonra
Hipodrom'a yönelin... Bizans'ta Ayasofya tanrıya ait dini bir merkez ise
Hipodrom da kent halkı için, spor ve politikanın bir arada barındığı sivil
bir merkezdi. Hipodrom'da yapılan at arabası yarışlarında, öldürmeye varan
bir rekabet vardı. Osmanlı döneminde de pek çok ayaklanmaya sahne olan
Hipodrom, bu dönemde cirit oynanan, şehzade sünnetlerinin yapıldığı eğlence
alanı olarak kullanıldı. Bir an gözünüzü kapatın... Burada 100 bin kişinin
araba yarışları seyrettiğini ve tezahürat yaptığını düşleyin... Siz de
sesleri duyuyor musunuz?
Öğle yemeği
Vejetaryen değilseniz, istikamet doğru "Tarihi Sultanahmet Köftecisi".
Burada bir "oriental fast-food" yani "köfte/piyaz/ayran" alın.
Öğleden sonra
Osmanlı
Sultanı Ahmed'in Bizans İmparatoru Jüstinyanus ile yarıştığı "Mavi Cami"
yani Sultan Ahmet Camii'ni gezin... (Camiye girerken pabuçlarınızı çıkarmanız
gerekecek, bunun için otelden çıkmadan çantanıza atacağınız küçük bir
poşet iyi olur, gezerken pabuçlarınızı onun içine koyar, kaybolmasını
önlersiniz. )
Sonra doğru İstanbul'un 1453'te alınmasından, 19uncu yüzyıla kadar Osmanlı
hanedanının ikamet ettiği Topkapı Sarayı'na...
Kalan
zamanınızı akşam üzerine kadar ( 16.00- 17.00 ) Topkapı Sarayı'na ayırmanız
gerekecek... Sarayın Hazine, Mutfaklar, Harem ve Porselen Dairesi bölümlerini
kaçırmak istemeyeceksiniz... Topkapı Sarayı'na gitmişken, en iyi Bağdat
Köşkünden görülebilecek muhteşem İstanbul panoramasını seyredin... Dünyada
hem Asya hem Avrupa kıtasında yer alan tek şehir İstanbul'u, Osmanlı Sultanlarının
da bu noktadan izlediğini düşünerek... Topkapı Sarayı'ndan çıkarken, sağ
tarafınızda Aya İrini kilisesini göreceksiniz. 13. yüzyıldan kalan bu
tarihi mekan, günümüzde Uluslarararası Istanbul Müzik Festivalleri'nin
konser salonu olarak kullanılmaktadır.
Yoruldunuz, biliyoruz ama Armada'ya da dört beş dakikalık bir yürüme mesafesindesiniz...
Dönün otelinize ve bir duş alıp dinlendikten sonra Marmara ve Boğaz balıklarının
en nadidelerinin sunulduğu ve otele 5 dakikalık bir yürüryüş yürüyüş mesafesinde
Balıkçı Sabahattin"de
bir akşam yemeği yiyin... Üstelik eski İstanbul mahalle adetlerine de
uygun olarak seremoniye gerek duymadan tüm mezeler önünüze gelecek ve
siz sadece balığınızı seçeceksiniz...
Dikkat Balıkçı Sabahattin
için sabah otelden çıkmadan Armada Resepsiyon'undan mutlaka sizin adınıza
rezervasyon yapmalarını isteyin...
«« Önceki gün | Sonraki
Gün »» |